bu eller kime ait?
galerimde el fotoğrafına rastladım. çektiğim anı hatırlıyorum, siyah beyaz yaptığımı ve paylaştığımı da. hatırlayamadığım şu: ellerin kime ait olduğu.
galerimde el fotoğrafına rastladım. çektiğim anı hatırlıyorum, siyah beyaz yaptığımı ve paylaştığımı da. hatırlayamadığım şu: ellerin kime ait olduğu. yani, bir zamanlar birine değer vermişim, ellerine de. fotoğrafını çekmişim ellerinin, galerimde saklamış ve paylaşmışım da. şimdiyse elin sahibi ortada yok. elin kendisine bir değer biçmişim yani, sahibiyle ilgisiz o ana, o fotoğrafa değer vermişim, parmaklara ve tırnaklara. ne tuhaf, ölmeseydi bunu terapistimle konuşmak isterdim. bazen bir yerde kahvaltı yaparken sevdiğim biriyle ya da film izlerken, anın kendisini o kadar seviyorum ki sonrasında o anı hatırlarken yanımdaki kişinin kim olduğunu, hatta varlığını bile unutuyorum. şu filmi, sinemayı da neredeyse kapatmış halde izlemiştim ne güzeldi diyorum, fakat kiminle? beykoz’daki şu kahvaltıcı muhteşemdi ama yalnız hatırlıyorum kendimi, oysa o kadar yolu tek başıma gitmediğime eminim. anlayacağınız, sahibiyle bağları kopmuş, kendine birer kimlik edinecek kadar da yaşlı anılar ve ellerle ne yapacağımı bilemiyor, substack’e giriş yapıyorum.


